Kış bitti, takvim yaz dedi. Patnos’ta mevsimler değişmiyor: Çamur, toz, çöp nöbeti var.
Evler hasarlı, kışın sıva döküldü. Çocuklar okul yolunda çamura battı, üst baş ıslandı. Kadınlar “temizlikten yorulduk” diye isyan etti. Yaşlılar “unutulduk” dedi, kış boyu kapı çalan olmadı.
Gençler? 26 yaşında “emekli” gibi. İş yok, umut yok. Ahırda direnenler yem bulamıyor, hayvan satıyor. Toprak var, bereket yok.
Yerin altında şifa kaynıyor, doğal maden suyu boşa akıyor. 40 yıldır numune alınıp gidiliyor, tesis gelen yok. Marketten 10 liraya su alıyoruz, dibimizdeki bedava.
Şehre Erciş’ten giren misafir, 500 metrelik çöp koridorundan geçiyor. Burnunu kapatıyor. “Burası mı Patnos?” diyor. Utanıyoruz.
Çarşı desen, yaz geldi toz tufanı başladı. Araba geçiyor, dükkân kayboluyor. Esnaf maskeyle tezgâh siliyor. Vatandaş “ayda bir ayakkabı değiştiriyorum, toz yiyor” diyor. Nefes ücretli, toz beleş.
9 dert saydık. Hepsi gerçek. Hepsi can yakıyor.
Peki şimdi soru şu: Bu hâle nasıl geldik?
Kolay cevap: “Belediye yapmıyor, devlet bakmıyor, vekil uğramıyor.” Doğru ama eksik.
Zor cevap: Aynaya bak.
1. Çöpü atan biziz.
O çöp koridorunu belediye dökmüyor. Kamyonetten poşeti atan, koltuğu yol kenarına bırakan, leşi dereye atan biziz. Temizleyen olmayınca kirleten çoğalıyor. Sonra “neden pis?” diyoruz.
2. Birlik var ama dağınık.
50 bin kişiyiz. Derneğimiz var, doğru. Ankara’da var, İstanbul’da var, İzmir’de var. Gurbetteki Patnoslu birleşiyor. Cenazede, düğünde koşuyor. Helal olsun.
Ama Patnos’un içinde, Patnos için birleşen yok.
50 tane köy derneği var. Herkes kendi köyünün derdinde. “Patnos” deyince herkes dağılıyor. Dışarıda dernek var, içeride sahipsiz.
Ankara’daki dernek Ankara’da güçlü. Patnos’a faydası? Toplantı, yemek, plaket. Yol yapmıyor, su getirmiyor, çöp toplamıyor.
3. “Devlet yapsın” hastalığı.
Su boşa akıyor, “tesis kursunlar.” Çarşı toz, “arazöz sulasın.” Çöp yığın, “temizlikçi alsınlar.” Dedelerimiz okul yapmış, köprü yapmış imeceyle. Biz “biri yapsın” diye bekliyoruz. Cebimizde telefon var, aklımızda seyir var.
4. Çıkanı küstürüyoruz.
“Patnos’tan adam çıkmaz” diyoruz. Çıkan olunca “çok biliyor, burnu havada” diyoruz. İş insanı kaçıyor, yatırım Van’a gidiyor. Sonra “neden sahipsiziz?” diye ağlıyoruz.
Van gelişti, Erciş gelişti, Malazgirt kıpırdadı. Patnos saydığımız yerde. Onlar bizden akıllı değil. Onların birliği içeride. Adamlar vekilin arkasında duruyor, iş adamını ilçeye çağırıyor, o da proje yazıyor. Bizim birlik gurbette kalıyor.
Sonuç: Ev hasarlı, çocuk üşüyor, kadın yorgun, yaşlı unutulmuş, genç işsiz, hayvan aç, su boşa akıyor, giriş çöp, çarşı toz.
Sebep: Hizmet yok + içeride birlik yok + sahip çıkma yok = geri kalmışlık.
İğneyi devlete batırdık, belediyeye batırdık. Çuvaldızı kendimize batırma zamanı.
Ne yapmalı?
1. Yarın herkes kapısının önünü süpürsün. Belediyeyi bekleme.
2. Esnaf dükkân önü 5 metreyi sula. Arazöz gelene kadar.
3. Maden suyu için kooperatif: 1000 kişi, 1000 lira = 1 milyon sermaye. Başla.
4. İçeride “Patnos Platformu” kur. Ankara’daki dernek ağabeylik yapsın, para değil akıl versin. Ama işi Patnos’taki yapsın.
Devlet baba değil, ortak. Ortak çalışmazsa tarla yeşermez.
Zincir belli: İçeride birlik yok → güven yok → sermaye kaçıyor → iş yok → genç işsiz → şehir göç veriyor → dernek dışarıda kalıyor → toz, çamur, çöp kalıyor.
Zinciri kırmak bizde.
Yusuf’un işi, ahırdaki yemin parası, boşa akan şifa, koridordaki çöp, çarşıdaki toz... Hepsinin ilacı aynı: Patnoslunun Patnos’ta birleşmesi.
Gurbetteki dernek baş tacı. Ama Patnos kurtulacaksa, kavga Patnos’ta verilecek.
Ağlamak kolay, çalışmak zor. Şikâyet kolay, imece zor.
Zoru seçmezsek, 10 sene sonra yine aynı haberi yazarız. Sadece tarihler değişir.
Sokağın Dili
Patnos
Not: Bu yazı suçlamak için değil, uyandırmak için. Ayna kırılmasın, yüz yıkansın.

Yorumlar
Kalan Karakter: