Betonlar içinde çürüdü gitti ömrümüz.
Yağmur yağardı oysa, toprak kokusu sabahlarımıza...
Ne güzel günlerdi, gölgesinde dinlendiğimiz eski dut ağacında.
Şehirlerin yapay kalabalıklarında unuttuk birbirimizi oysa.
Bir çiçeğin narinliğini, kokusunu unuttuk.
Dünyanın en güvenilir limanı babayı bıraktık.
Anaların emeğini, ekmeğini unuttuk.
Sadakati, vefayı, bir selamı unuttuk.
Köyümüze dönelim.
Şehirlerin karanlık çıkmaz sokaklarında soldu gençliğimiz.
Kendimize bile yabancı özümüz...
Rüzgarla konuşan dağların dilini unuttuk.
Köyümüze, özümüze dönelim.
Belki de geç değildir hâlâ, belki filizlenir köklerimiz.
Topraklarımız çağırır bizi, soğuk dereler yine akıp gelir.
Yeniden dirilir türkü, yeniden yeşerir her şey sevda gibi.
Haydi, o masum, o yalın ayak çocukluğumuza...
Köyümüze dönelim.
Yorumlar
Kalan Karakter: